‘yazdıklarım’ Kategorisi için Arşiv

Aşk -güzel bi tanım-hoşuma gitti ekledim
Temmuz 3, 2007Evinin seni içine sığdıramayacak kadar dar oldugunu fark edeceksin…

biografi
Temmuz 3, 2007Paşabahçe’de doğmuşum
Sayı bilmişim sünnet olmuşum
Koynumda pabuçlarım
Uyanık uykular uyumuşum arife geceleri
Kamalı Bekir,Çamur Ahmet bir de Süleyman
Ayak yapıp çift kaleler kurmuşum
Cigaraya başlamış
Tertemiz yataklarda pis rüyalar görmüşüm
Tepelerde uçurtma
Sokakta şarkı
Karakollarda sabah
Ekmek karnesi çay fişi
İhtilaller görmüşüm
Kah kafa vurmuşum taşlara
Kah can evimden vurulmuş
Hanümanlar yıkmışım
Üçüncü Selim,Mustafa çavuş ve Baküs
Erik narı çiçek açmış şarkılar
Yitik baharlarımda gönlümün
Ve kıpkırmızı bir granada akşamı
İspanya’ya şatolar kurmuşum
Oklar üşüştürüp gemiler batırmışım Karadeniz’de
Sancaktepe Hadımköy’de nöbetlere kalkmışım
Daracık daracık sokaklara girmişim
Ya dostlar tutup sofralar vermişim
Ya ev bark kurup anasını satmışım
Avarelik mavarelik etmişim
En sonunda
Oyuncu olmuşum olabildiğimce
SADRİ ALIŞIK

Yalnızlığa alışmalı insan!
Temmuz 3, 2007Bavulları hep toplu durmalı insanın…Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı…Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli…İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı… Yalnızlığa alışmalı…* * *
Çünkü “omuz omuza” günlerin vakti geçti. Dayanışma…
günümüz borsasının değer kaybeden hisse senetlerinden
biri artık…Bireyin keşif çağı, geride kırık dökük yalnızlıklar bıraktı.
Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten
kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik
ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır.
* * *İşte o yüzden alışmalı yalnızlığa…
Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı
insan… Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı…
Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde başım
dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli…
Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı…
Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar aşmalı
evin en görünür duvarlarına…
“Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşmılsa yalnızlık olmaz”
dizeleriyle başlamalı güne…
Telesekretere “şu anda size cevap verebilecek
kimse yok” denmeli, “… belki de hiçbir zaman olmayacak…”Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı…* * *Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.
Haklılığın onuru yaşatır insanı… Susmanın utancı
öldürür.
O yüzden en sessiz gecelerde ”doğruydu, yaptım”la
teselli bulmalı insan…
Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar
diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı… Kendiyle
hesaplaşmaya çalışmalı…
Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye,
kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır olmalı…
Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep
kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli…Sessizliği, sese dönüştürebilmeli…* * *Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan…Yollarla barışmalı…Yalnızlığa alışmalı…Can Dündar
